Tema dizininde yanlışlık var SOSYAL AĞ KÜLTÜRÜ! | - karaelmasgazetecilerdernegi.org.tr
Ana Sayfa
Tanıtım
Tüzük
İlkelerimiz
Dernek Yönetimi
İletişim
Mobil Bölüm
MEDYA MAGAZİN
MANGAL SOHBETLERİ
BASIN AÇIKLAMALARI
ETKİNLİKLER
MESLEKİ BİLGİLER
BİZDEN HABERLER
KÖŞE YAZILARI
 DİĞER
     
 
SOSYAL AĞ KÜLTÜRÜ!
SOSYAL AĞ KÜLTÜRÜ!
19 Ocak 2016 11:58:19

Yazar : SİNAN ÇETİNBAKIŞ
   
   
 
   
     
Yazı boyutunu büyütmek için       


SOSYAL AĞ KÜLTÜRÜ!



Bilgisayarın, tabletin, telefonun sırlı ekranından yansıyan
sığ bir alt kültür ürünüdür, namı  diğer
sosyal ağ kültürü.  Sırlı diyoruz çünkü;
hayranlıkla şaşkınlık arasında izlediğimiz aynadaki biziz aslında. Bir bakıma
kendi kendini kandırma kültürüdür Sosyal Ağ Kültürü. Sosyo-Psikolojik alanda
yeni bir kavram olarak girmiştir hayatımıza ve ne yazık ki pek de iyi
etmemiştir.   Kentsel veya ulusal bir
toplumsal uzlaşmanın değil, bireyler arası yozlaşmanın dayatmasıdır.
Marjinalliğini kaybetmiş ve Gazipaşa Caddesi’ni, sahil boylarını, cafeleri
mekan tutmuş, hayatın her anını doldurur olmuştur. Canlı yayın, flaş-flaş-flaş
haberler girdabında boğulmaya gerek kalmamıştır. Toplum kurtarılması gereken
bir hastalıktan muzdariptir ve dayatılmış yozlaşmanın bataklığına gırtlağına
kadar batmıştır. Hiç de öyle olmasa bile (göz var, nizam var) dürüst adam,
kanki gibi sayısız tanımlamayla, kişiden kişiye değişebilen bir bakış açısı
olmasına rağmen yakışıklı topçu, dünya güzeli popçu gibi toptan kabul
dayatmalarının ardından sıralanan sığlıklar ve bu sığlıkları paraya ve çıkara
çeviren yüzey tekneleri taşıyamaz toplumu.     
Taşınan ve insanlara yapıştırılan etiketleri, insanların gözlerinde
büyütmelerinin,  kendi kendilerini  küçümsemeleri anlamına geldiğini görmezden
gelen bir körlük yaratmıştır kompleksler girdabında..   Derin sosyolojik ve bilimsel tartışmaların,
makalelerin konusu olmayı bile başarabilecek kadar popüler bir kültürdür. Gelip
geçici olduğu tartışmalıdır ama toplumu ve onu oluşturan bireyleri derinden
etkileyeceği ve yaralayacağı sığlığının, görünen berrak dibindeki sivri
kayalara oturtmuştur toplum denen koca gemiyi. Takip rekorları kırmasının
nedeni de herkesin yolcusu olduğu geminin tastamam karaya oturmasıdır zaten.  Alabora olmasından yeğdir. Kaderdir kimi
tartışmacılara göre.     Sahte foto,
sahte görüntü, abartılı sözler, tuhaf yorumlar, kendini anlatma mecrası derken
aslında yıkıntılar arasında parlak gökdelenler diker sosyal ağ kültürü.



Fotoyu sahte
yapabilirsiniz, ama ruhunuzu sahte yapamazsınız.



Çünkü ruhun estetik cerrahı yoktur.  Parmaklarda başlayan ama kafayı bir türlü
geçemeyen sosyal ağ kültürü, yanlışı-eğrisi birbirine karışmış, eğriye eğri
bakıp eğriyi doğru görme alışkanlığı da yaratmıştır. Derinleşmeyen, - mış gibi yaparak
ama aslında yüzeysel, bencil, egoizmi 
körükleyip içi boş balonlar gibi şişiren ilişkiler; özellikle genç
kuşaklarda kimlik kargaşasını, yaşanandan duyulan utanç ve pişmanlıkları
ardında bırakarak yol alıyor.. Karşı konulamaz kompleksleri sivriltip, bireyin
ruhuna hiç bir acıma duygusu olmadan saplıyor. Çok yönlü, paylaşmayı,
dayanışmayı, sığınmayı içeren bir iletişim ilişkisi kurulamayınca, bir parmak
bir sanal klavyeden öteye gidemeyen ilişkilerin yumağında derin bir terk edilme
ve hayal kırıklığına uğrama duygusu ve onun yarattığı öfke ve depresyon, acı
duyulacak bir hatıra olarak kalıyor geriye. Sığ bir duygu birikintisinin
yarattığı psikolojik etki daha derinlere demir atıyor.     Uzun vadede etkileri ise; kültür ve
sanatı, niteliğin oluşturduğu kaliteyi, cilalanarak yutturulan imajlar yerine
gerçek kişilik ve nitelikleri, sevgi ve dostluğun gerçek anlamını yeterince
algılayamayan ve  tanımlayamayan ya da
küçümseyen sosyal ağ toplumu  çıkıyor
ortaya. Sevginin, dayanışmanın tanımını bile yapamayan bir alt kültürlüler
ordusu kuşatıyor her bireyi. Torunları olduğumuz Mevlana’nın, Yunus Emre’nin
Karacaoğlan’ın yaşam felsefesine burun kıvırırken;  bencilliğin yarattığı vurdumduymazlığın, gamsızlığın
yarattığı, zerrece sorumluluk duygusu barındırmayan, egoizmin doymak bilmez
açgözlülüğünde yok ediliyor her birey.. Değerleri alt-üst olmuş, zihinsel bir
kargaşada yolunu  kaybetmiş bir toplumun
bireyleri haline geliyoruz zamanla..   
Hava ile kibir, para ile şöhretin üçüncü sac ayağı da tamamlanmış,
basitliğin ve sığlığın bireyleri isterik hayranlara dönüştürülmüştür.    Biri Bizi Gözetliyor mu bilinmez ama
hayatımızı, başkalarına sürekli sunulan bir filmin canlı yayın sahtekarlığında,
biraz daha cilalanıp parlatılmış olarak kesintisiz yayınlarız. Kendimizi bir
başkası yaparak, ruhumuzun derinliklerinde özsaygımızla savaşlar  çıkarırız. Artık biz ‘biz’ olmaktan çıkar,
‘onlar’a dönüşürüz.    Bir kopya kültürünün
arsız kahramanlıklarını, başka bireyler üzerinde demeye kalkışırız. Yaratılmış
kendi dar dünyamızda diğer bireyler bize düşmandır bir bakıma.   Hayatın paylaşılmasının bir unsuru değil,
bireylerarası savaşların galibi olmak isteriz. Elimizdeki malzeme ise boldur;
çünkü fantaziler dünyasını biz kendi ellerimizle yaratırız.



  Bu sığlıkta ise
balık olan bireyler kolayca avlanır.



   Kendisini ve
çevresini gözleyemeyen kör zihinler topluluğu olur çıkarız..   Bilgisayar ekranlarına yapışıp kalmayın,
çevrenize iyice bir göz atın;



Bir adım ötenizde sosyal ağ an itibariyle cep telefonlarından
sürekli canlı yayındadır...  



  Bu Yazı Toplam 734 Defa Okunmuştur

 Paylaş
 
 
YORUM EKLE
   
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

Köşe Yazar
Osman Sav
Saygı duyulan gazeteci!
Atilla Öksüz
Hatırlatmak isteriz…
MUSTAFA EMEN
Gazeteci-Siyasetçi … Mustafa Emen yazdı…
SİNAN ÇETİNBAKIŞ
SOSYAL AĞ KÜLTÜRÜ!
Umut Erses
DORUKHAN’DAN GEÇERKEN…
Alıntı Yazarlar
Karaelmas Gazeteciler Derneği

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © Karaelmas Gazeteciler Derneği