Ana Sayfa
Tanıtım
Tüzük
İlkelerimiz
Dernek Yönetimi
İletişim
Mobil Bölüm
MEDYA MAGAZİN
MANGAL SOHBETLERİ
BASIN AÇIKLAMALARI
ETKİNLİKLER
MESLEKİ BİLGİLER
BİZDEN HABERLER
KÖŞE YAZILARI
 DİĞER
ANA SAYFA  / Bizden Haberler

Kentin kadın yüzü…


Kentin kadın yüzü…

Kentin kadın yüzü…

Arkadaşına Gönder Yazı boyutunu büyütmek için       
 05 Temmuz 2016 12 : 25 



Merhabalar… Tüm sevdiklerimin Ramazan Bayramını kutluyorum. Karaelmas Gazeteciler Derneği’nin(KGD) Bayram Gazetesi’ne her zaman yaptığımız haber ve röportajlardan farklı, bayram şekeri tadında bir röportaj yapmak istedim.

Zonguldak’ta siyasi partilerde ve sivil toplum örgütlerinde önemli görevleri üstlenmiş; Nurten Kınay, Berran Aydan, Merve Kır, Ebru Uzun, Arife Dereli, Mevlüde Yalçıner, Züleyha Yazıcı Arıman ve Evren Türeci Sezgin ile sevimli bir sohbet gerçekleştirdik.

Malum bayram gazetesi olduğu için bayram anılarını atlamak olmazdı. Birbirinden değerli kadın başkanlarımız bütün samimiyetleri ile bayram anılarını ve çocukluk hayallerini bizimle paylaştılar. Sorularımızı bir anne, bir kadın ve bir çocuk duygusallığı ile yanıt verdiler ancak Zonguldak’ta ki erkek yöneticilere, siyasetçilere de ince mesajlar verdiler. Kendilerine bu sayfaya konuk oldukları için teşekkür ediyorum.

Röportaj: Öznur Güneş

 

-------------------------------------------------

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Zonguldak Belediye Meclisi Grup Başkan Vekili ve Kadın Kolları Başkanı Mevlüde Yalçıner:

“ERKEK SİYASETÇİLERDEN BİRAZ BİZLERE DESTEK OLMALARINI VE CİNSİYET GÖZETMEMELERİNİ İSTİYORUZ”

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Mevlüde Yalçıner: “Bizim çocukluğumuzda yaşadığımız milli ve dini bayramlarımız çok güzel olurdu. Öyle ki günler öncesinden bayramlıklarımız alınır heyecanla bayram sabahını beklerdik. Babamız namazdan gelince bayramlaşır, elini öper harçlıklarımızı alırdık. Daha sonra arkadaşlarla mahalle komşularımızı dolaşır, şeker ve harçlık toplardık. Hatta yanımıza naylon poşet alır, şekerleri yemeyip biriktirir eve götürürdük.”

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Yalçıner: Çocukken bir gün siyasette olacağımı hiç düşünmemiştim. Ben bankacı olmak istiyordum. Ama erken evlilik olunca nasip olmadı. Ev hanımı oldum. Ev hanımlığı olsa da çok sosyal biri olduğum için rüzgar beni buralara getirdi. Ülkeme hizmet edebilmenin yolunu bu şekilde bulmuş olmaktan çok mutluyum.”

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Yalçıner: “Her işte olduğu gibi siyasette de bir kadın olarak zorluklar yaşadığımız doğru fakat bunlar aşılamayacak zorluklar değil. Sadece erkek siyasetçilerden biraz bizlere destek olmaları, cinsiyet gözetmemeleri gerekiyor. Tabi ki yaptığınız işi de seviyorsanız o zorlukların üstesinden bir şekilde geliniyor.”

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Yalçıner: “Başta biraz zorluklar olsa da daha sonra bir şekilde kendinize düzen kuruyorsunuz. Bunda eşinizin size destek olması çok önemli… Onun dışında olduğunuz gibi olmanız göründüğünüz gibi durmanız yani kendiniz gibi olmanız yeterli.”

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri

 

Yalçıner: “Doğma büyüme Zonguldaklı olmadığım halde yaşadığım bu şehri her haliyle çok seviyorum. Doğasını denizini ve erişebilirlik açısından rahatlığını seviyorum. İnsanlarını seviyorum. Sevmediğim özellikleri ise halka hizmet eksiklikleri hava kirliliği ve sosyal kültürel anlamda çok fazla alanlarının olmaması beni üzüyor.”

 

 

Zonguldak Umut Derneği Başkanı Nurten Kınay:

“10 KİŞİ YAPILACAK GÜZELLİKLER İÇİN UĞRAŞIRKEN 20 KİŞİ BUNU BOZMAK İÇİN UĞRAŞIYOR”

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Nurten Kınay: “Hepimiz çocuğuz, annem, babam, amcamlar ve teyzemler kalabalık bir aileyiz. Bayram sabahı büyüklerin namazdan gelişlerini beklerdik, sonra da ellerini öperdik. O günlerdeki bayramları ve akrabalarımı çok özlüyorum.”

 

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Kınay: “Çocukken hakim olmak isterdim. Haksızlıkla ve adaletsizlikle mücadele etmek isterdim. Hemşire emeklisiyim, şimdi de halimden memnunum. Karşılıksız yardımlara vesile oluyorum, konumumu seviyorum, şükürler olsun.”

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Kınay: “Zorlandığım taraf; derneklere bakış açısı her zaman farklı oldu. Benim derneğimi ve kendimi tanıttığımı zannediyorum. Hayata pozitif bakıyorum. Bizler iyilik yapmaya vesile oluyoruz, başkalarını da vesile ediyoruz. Hayır duaları alıyoruz. Bundan çok memnunum. Destekleyenler de bizimle aynı duaları alıyorlar.”

 

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Kınay: “Sistemli, programlı oluyorum. Eşim bu konuda çok yardımcı oluyor. Beni destekliyor, ona gönülden teşekkür ediyorum.”

 

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

Kınay: “Zonguldak’ı seviyorum. Şehrimize ve güzelliklerine sahip çıkmıyorlar. Muhalefet ediyorlar, 10 kişi yapılacak güzellikler için uğraşırken 20 kişi bunu bozmak için uğraşıyor. Birlik, beraberlik olmalı, güzellikler desteklenmeli ve kente sahip çıkılmalı.”

 

 

AK Parti Kadın Kolları Başkanı ve Mimar Züleyha Yazıcı Arıman:

 

“MÜTEAHHİTLER İŞİN MADDİ YÖNÜNÜ DÜŞÜNÜRKEN BEN PROJELERDE İŞLEVSELLİK VE RAHATLIĞI DÜŞÜNÜYORUM”

 

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anılarınız?

Züleyha Yazıcı Arıman: “Çocukluğumda bayramlarda memlekete dedemleri ziyarete giderdik. Yılda bir kez de olsa zor beklerdik, bayramları güzel geçerdi. Yıllar önce dedem ve annanem vefat ettiler o lezzet kalmadı şimdi.”

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Arıman: “Evet olmak istediğim yerdeyim… Ortaokuldayken mimar olmak isterdim, babam yüzünden siyaseti de çok seviyordum. Çok hırslı biri olmadım hiç bir zaman... Şimdi bakınca tam da olmak istediğim yerdeyim.

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Arıman: “İş hayatında düşünürsek kendi fikirlerinizi her zaman uygulayamıyorsunuz. Müteahhitlerle çalışıyorsunuz, onlar işin maddi yönünü düşünürken ben projelerde işlevsellik ve rahatlığı düşünüyorum. Bu yüzden bazen zorda kalıyorum tabi...”

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Arıman: “Denge kurmaya çalışıyorum. Biraz yoruluyorum ama iyi bir eş, anne, mimar ve siyasetçi olmaya çalışıyorum. Hepsinde bir anda mükemmel olamıyorsunuz tabi... Biraz ödün vermek zorunda kalıyorum.”

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

Arıman: “Zonguldak’ı küçük doğal zenginlikleri ve insanları iç içe bir şehir olduğu için çok seviyorum. Sevmediğim tarafı zor bir arazisi var. İnşaat açısından da hizmet açısından da maliyetli bir şehir.”

 

Kızılay Derneği Zonguldak Şube Kadın Kolları Başkanı Arife Dereli;

“ÇOCUKKEN EĞİTİMCİ OLMAK İSTİYORDUM, BABAM ÖĞRETMEN LİSESİNE GÖNDERMEDİ”

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Arife Dereli: “Çocukluğumda 7 yaşına kadar köyde babaannemle kalıyordum. Bir Ramazan Bayramı yaklaşıyordu, benim de ayakkabım yoktu. Gönlümden de babam gelirken ayakkabı getirse diye düşünüyordum. Düşündüğüm gibi babam bana ayakkabı almış, o gece sevinçten uyuyamamıştım.

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Dereli: “Ben çocukken bir eğitimci olmak istiyordum. Babam Öğretmen Lisesine göndermedi. ‘Mezun olunca bir köye atanacaksın kız başına nasıl gideceksin biz gelemeyiz yanına’ dedi. O yüzden Ticaret Lisesine gittim. İş hayatim olsun istedim ama olmadı. O yüzden istediğim yerde değilim.”

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Dereli: “İnsan yaptığı işi severek yaparsa bütün zorlukları aşar, ben de severek yapıyorum, zorlanmıyorum.”

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Dereli: “Ben evde evimin hanımı, çocuklarımın annesiyim. Dışarıya çıktığımda, yapacağım işimin kadını olurum. İşim eve, evimi de işime taşımamaya çalışarak dengeyi sağlamaya, dengeyi kuruyorum.”

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

Dereli: “Zonguldak’ımızın sevdiğim özelliği yeşiliyle, mavisinin bir arada olması ve dağınık olmamasıyla insanların birbirini tanıması sevmediğim yani engebeli olmasından dolayı yorucu bir şehir olmasıdır.”

 

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun;

“DAHA ÖZGÜR ,DAHA ÇAĞDAŞ ,DAHA DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE HAYALİ BANA GÜÇ VERİYOR”

 

 

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Ebru Uzun: “Ben çocukken tüm mahallenin çocukları Ekonoma’nın önünde toplaşıp kapı kapı bütün mahalleyi dolaşıp büyüklerin ellerinden öper şeker toplardık. Çikolata veya bayram harçlığı verirlerse acayip sevinirdik. Bazen topladığımız paraları birleştirip hepimizin ortak oynayabileceği oyuncaklar alırdık. Mutlu çocuklardık, biz eskiden çok güzel günlerdi özlemle anarım hep.”

 

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Uzun: “Çocukken gazeteci ya da yazar olmak isterdim. Yazmayı çok seviyorum çünkü. Aklımdan, gönlümden geçenleri yazarak kalıcılaştırmak eskiden beri sevdiğim bir şey. Üniversite sınavına ilk girdiğimde de ilk tercihlerim hep basın yayın ve gazetecilikti ama turizm otelcilik kazanınca gitmedim. Tekrar çalışıp girerim dedim ama o zaman ki bazı sıkıntılardan ötürü bir daha sınava giremedim ve hayal olarak kaldı benim için. Ama bugün Cumhuriyet Halk Partisi Merkez ilçe Başkanı olarak partim için inandığım doğrular için mücadele etmekten çok mutlu ve gururluyum.”

 

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Uzun: “Ülkedeki siyasi iklimin, mevcut iktidarın yarattığı korku ortamı ve kirli siyasetin yarattığı zorluklar var. Böyle bir ortamda Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak bu baskı ve tehditlere direnmek elbette zor. Sürekli hedeftesiniz ama insanın inandığı değerler ve doğrular adına mücadele etmesi ,direnmesi onurlu bir iştir.Daha özgür ,daha çağdaş ,daha demokratik bir Türkiye hayali bana güç veriyor.”

 

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Uzun: “Denge kurmaya çalışıyorum. Çocuklarım elbette önceliğim onları ihmal etmiyorum ama ev işleri çok aksıyor yalan yok. Eşim en büyük destekçim bu kadar yardımcı olmasa ne yapardım bilemiyorum.”

 

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

Uzun: “Doğup büyüdüğüm bu şehri eğrisi doğrusu her şeyiyle seviyorum. Ne zaman bir yerlere gitsem dönüşte Zonguldak tabelasını görünce şükrederim. Yaş ilerledikçe merdivenlerinden yokuşlarından şikayet ede ede çıkar oldum ama yine de seviyorum merdivenler şehri Zonguldak'ı.”

 

 

Zonguldak Hayvan Hakları Derneği Başkanı ve Müzisyen Evren Türeci Sezgin:

 

“ZONGULDAK BİR ÇOK KONUDA NE YAZIK Kİ BİTKİSEL HAYATTA”

 

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

 

Evren Türeci Sezgin: “Bayram denilince benim aklıma babaannem ve dedemin hayatta olduğu günler gelir, onlar draje çikolatalardan ve kokulu mendillerden alıp bizim yolumuzu gözlerdi, bende hepsini yer ve her bayram alerji olurdum,şimdi hayatta değiller ruhları şad olsun.Bayramlar eskisi gibi değil, baba evime gidip birlikte kahvaltı ediyoruz,mezar ziyareti yapıyoruz ve normal hayatımıza geri dönüyoruz. Allah anneme babama ömür versin onlar varsa bayram var, çünkü bayram denildiğinde ailem dışında bir şey gelmiyor aklıma,bayram geleneklerini bir parça da olsa sürdürüyorsak bu büyüklerimiz sayesinde.”

 

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Sezgin: “Ben küçükken hep müzisyen olmak isterdim elimde gitar sürekli şarkı söylerdim,ilkokulu bitirdim ve özel ders almaya başladım,gitar dersi,keman dersi,şan dersi,ses eğitimi,solfej,öğretmenlerin biri gelir biri giderdi eve,ailem sonuna kadar destekledi müzik isteğimi,ancak ben talihsiz bir kaza geçirdim ve çok uzun süre sağlığım ile ilgilendik,çok şükür iki yıldır tamamen iyileştim ve müziğe geri döndüm,şimdi yine gönlümün istediği şekilde şarkı söylüyorum. Belki müzik adına farklı bir yerde olabilirdim olmayı da isterdim ama en önemlisi sağlık dedik ve hayatın bize getirdiklerini yaşadık,bir kayıp yok,müzik yapamadığım günlerdeki tüm enerjimi hayvanlar için kullandım,hayırlı işler yapabildim,Allah bunu nasip etti ve öyle oldu,bakalım bundan sonra neler olacak.İçinde bulunduğum şartlarda elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım,bundan sonrada böyle olmasını diliyorum.”

 

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Sezgin: “Biliyorsunuz hayvan hakları derneğinde gönüllü arkadaşlarımızla birlikte hayvanları korumak adına birçok çalışmalar yapıyoruz, elbette birçok noktada zorlanıyoruz bazen yılacak noktaya geliyoruz, bizi anlayamayan hayvanlar için kaygısı olmayan ve hatta hayvanların varlığına tahammül edemeyen insanlar çıkıyor karşımıza yüreğimiz yoruluyor, sinirlerimiz bozuluyor. Bayan olarak müzik yapıyor olmanın getirdiği zorluklar da oluyor, orkestra bulmak ve prova yapacak yer bulmak bunlar büyük sorunlar.Küçük bir şehirde yaşıyoruz ve genç bir bayanın eline mikrofonu alıp şarkı söylemesi hala bazı insanlar tarafından yadırganabiliyor,ama bu benim için hiç sorun olmadı,çünkü ben ne yaptığımı ne istediğimi hep bildim ve kendime hep inandım,insanlar sesimi seviyorsa beni dinler,diğer düşünceleri kendilerini ilgilendirir beni değil.”

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

 

Sezgin: “Hayvanlarla ilgili yaptıgımız çalışmalar sebebiyle ve müzik sebebiyle insanların çoğu beni tanıyor,zaten Zonguldak küçük bir yer,herkes herkesi tanıyor,eskiden müzik yaptıgım yıllarda da beni tanıyorlardı,bunun benim için ekstra bir zorluğu yok,ama hayatım biraz yogun geçiyor,ev hayatım sosyal hayatım ve ilgilendiğim tüm bu işler arasında her ne kadar denge kurmaya çalışsam da Zaman Zaman bu ayar kaçıyor,telefonlarım susmuyor,aniden bir sahne işi geliyor,ben tüm bunları hayatın akışına göre yaşıyorum,anne olmadığım için belki çok zorlanmıyorum,çok yorulduğum noktada üç dört gün evden çıkmıyorum biraz dinleniyorum ve kaldığım yerden devam ediyorum.”

 

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

 

Sezgin: “Sokağa çıktığımda herkesi tanıyor olmanın,selam veriyor olmanın insanı güvende ve iyi hissettiren bir tarafı var. Ancak bir çok konuda ne yazık ki bitkisel hayatta Zonguldak, sanat ve kültür faaliyetleri yetersiz,müzik adına bir yere kadar bir şeyler yapılabiliyor bu da yetersiz,insanlar verdikleri emeklerin karşılığını hem maddi Hem de manevi anlamda tam olarak alamıyor,sosyal hayat yok denecek kadar az bir kaç yer ve mekan etrafında dönüyor,ne yazık ki bu şehirde başarılı insanlar konuşulmuyor,kişilerin başarıları konuşulmuyor,insanların özel hayatı konuşuluyor,bu noktada bilinç bir yere kadar gelmiş ve tıkanmış kalmış,banane insanların adı üzerinde özel hayatlarından Zonguldak’a ne yapmış ne emek vermiş bence bunlar konuşulmalı. Üzülerek söylüyorum ama farkındalık gerektiren ve direniş gösterilmesi gereken bir çok noktada şehrin üzerinde bir sis var ve insanlar bitkisel hayatta gibi, olumsuzluklar karşısında direnen eğilmeyen ve bunu kabul etmiyoruz diyen insan sayısı çok çok az,hal böyle olunca bu az sayıda insan dikkat çekiyor. Cesareti kırılmış ve dikkati gereksiz konular üzerinde yoğunlaşmış bir şehir burası,insanlar birbirlerinin özel hayatlarını konuşmaya verecekleri Zaman ve enerjiyi şehrin sorunlarına yönlendirseydi,herkes bir parça taşın altına elini koysaydı Zonguldak bambaşka bir noktada olurdu.Umarım bu şehir daha fazla göç vermez kalanlar ve direnenler bu şehri hak ettiği noktaya taşır.”

 

 

TEMA Zonguldak İl Temsilcisi Berran Aydan;

“25 YILDAN SONRA ARTIK YORULDUĞUMU, BIRAKMAK ZAMANI GELDİĞİNİ HİSSEDİYORUM”

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Berran Aydan: “Çocukluğumdan anımsadığım özel bir Bayram anısı yok, ama bayramlar tüm benim kuşağımınkilerde olduğu gibi, bayram olarak kutlanırdı, tatile gidilmezdi. Şeker ve Kurban bayramlarında ilk gün aile büyükleri olan Hacıbaba- Babaanne evinde, erkekler namazdan dönünce, sabah kahvaltısında toplanılırdı. Özenle  giyinilir, oğullar, gelinler, torunlar bir arada neşe ile kahvaltı yapılıp, bayramlaşırdık. Babaannem çok marifetli ve hamarat bir kadındı. Sofrasında mutlaka su böreği, yaprak sarma ve evde açma tatlı bulunurdu.Büyükler çocuklara bayram harçlığı verirdi, pek sevinirdik. Sonra misafirler gelmeye başlar, kapı sürekli çalar, çocuklar el öpmeye dolaşırdı. Bizler de babanneye bu işlerde yardım ederdik. İkinci gün, Çaycuma' ya anneanneme ve dedeme el öpmeye giderdik. Sevgili Pamuk Anneannemin, kapıda bizleri görünce, her sefer neşeyle, ' kimler gelmiş, kimler gelmiş ' diye sevinçli sesini hala hatırlarım. Eller öpülür, harçlıklar alınır, sohbet edilir ve öğlen veya akşam yemeği sofrası kurulurdu. Anneannemin hazırladığı nefis yemekleri ve tatlıları hep birlikte yerdik.  Ananemin eski bir konsolu vardı, onun başına gider, önceden hazırladığı bir çekmece dolusu mendil ve çorapları gelene göre özenle seçer, el öpenlere verirdi. Damatlara ve torunlara da bu geleneği ömrü boyunca sürdürdü. Onun da kapısı hiç durmaz, sürekli çocuklar el öpmeye, komşuları ziyarete gelirlerdi. Daha sonraki günlerde annem ve babamla akraba ve aile dostlarına ziyarete giderdik, yaş sırasına göre tabi. Babamların arkadaşlarına gider, onar da ertesi gün bize iadeyi ziyarete gelirlerdi. Gittiğimiz bazı evlerde kahve yanında şık bardaklarda likör ikram edildiğini hatırlıyorum.”

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Aydan: “Çocukken olmak istediğim yerde miyim? Zor bir soru. Evet, mutlaka üniversite okumak ve iş kadını olmak istiyordum. Ama tam olarak hayallerime ulaşamadım. Lisede diplomat olmaya karar verdim. O yıllarda Ermeni terörü nedeniyle sürekli elçiler, diplomatlar öldürülüyordu. Ben de başka ülkelerde ülkemi temsil etmek, tanıtmak istiyordum. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde okudum. Amacım Dışişleri Bakanlığına girmek idi, olmadı. Babam çok kızmıştı 'benim on tane çocuğum yok, her biri bir ülkeye gitsin, ben çocuklarımı yakınında isterim' diye. Mezun olduğum yıl evlenip,  beş yıl sonra Zonguldak'a dönüp, BEYTOM' da çalışmaya başladım. Zonguldak' dönüşümden üç yıl sonra, 1991' de arkadaşlarımla birlikte Çevre Koruma Derneğini kurarak, doğa koruma alanında gönüllü çalışmalara adım atmış oldum.”

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular?

Aydan: “Bizim çalıştığımız alan zor bir konu. Okuyup araştıracaksınız, bilgileneceksiniz. Öne çıkan çevre sorunlarını gündeme getirip çözüm bulmaya çalışacaksınız. Sonuçta elimizde yaptırım gücü yok. Bizim yaptırımız yetkiler üzerinde baskı unsuru olmak ve kamuoyu yaratmak. Emek ve zamanı çok harcıyorsunuz, geri dönüş ve sonuç almak ise az. Çünkü sonuç almak, ülke genel politikasına, insanların bakış açısına da bağlı. Yaşadığımız Dünya için, kent için gönüllü çalışmalar yapmayı seviyorum. Yıllar içinde Çevre Koruma Der. Başkanlığı, Kent Konseyi Başkanlığı ve TEMA İl Temsilciliği görevlerinde bulundum. Zorlandığımız ve en çok üzerinde çalıştığımız konu; kamuoyu yaratmak, farkındalık yaratmak. Ayrıca, biz bir konuda aylarca, bazen yıllarca emek veriyoruz, pat diye bir yasa yada yönetmelik değişiyor, elimiz kolumuz bağlanıyor. Politika her şeyin üstünde ve Zonguldak' ta insanların çoğunun çevre sorunları karşısında bu kadar kör ve sağır olması, vurdumduymazlığı bizi zorluyor. Bir de, çalışanı çekememe ve dedikodu çok yoğun. Bunu yapanlar  hem hiçbir şeye elini sürmüyor, risk almıyor, sonra oturduğu yerden eleştiriyor. O zaman rahatına kıyacaksın arkadaş..Biz Ağustos sıcaklarında üç gün üst üste Çatalağzı’nda ÇED toplantılarında termik santraller için tepkimizi ortaya koyarken, bir emek verirken, sen de orada olacaksın. Bir de, bilgisayar başı kahramanları var. Otur, yaz, çamur at. En kolayı. Ama gene de, olumlu bir sonuç aldığımızda, bizden mutlusu olmuyor. Tüm yorgunluklar unutuluyor.”

Güneş: Hem göz önünde olmak hem de evde anne, ev hanımı olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

 Aydan: “Hem ev sorumluğu, eş ve anne olmak, hem de iş hayatı ve STK çalışmalarını yürütmek kolay değil. Vaktimi çok iyi planlamaya çalışıyorum. Yıllar içine günlük yaşantımın bir parçası oldu. Evdeki işler aksamasın diye daha çok çaba gösteriyorsunuz, yoruluyorsunuz. Ben bu çalışmalara başladığımda kızım ana okuluna gidiyordu. Bir çok etkinliğe, eyleme katılmışlığı vardır.  Şehir dışı toplantılar, çalışmalar da yapılıyor, katılmak durumunda oluyorum. Neyse ki eşim bu mücadelelerime inanıyor ve çalışmalarımızı destekliyor. Gündemi izlemek, ona göre etkinlik planlamak gerekiyor. Tüm bunlar çok emek ve zaman istiyor. Her şeyi bir arada organize etmek, sorumluluk noktasında olmak kolay değil, ve ben 25 yıldan sonra artık yorulduğumu, bırakmak zamanı geldiğini hissediyorum. Gönüllü olmayı, aktivistliği bırakmam ama sorumluluk noktasında olmayabilirim.”

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özellikleri?

Aydan: “Zonguldak' ın en sevdiğim özelliği müthiş doğası: Ormanları, denizi, koyları ve gün batımları. İklimi. Dostluklar.. Sevmediğim özelliği ise yukarıda söylediğim gibi, bazı insanlardaki neme gerekçilik, çekememezlik ve dedikodu. Dar bakış açıları. Tembellik. Bazen çok bunalıyorum, öfke duyuyorum. Ayrıca şehir olarak yıllar içinde kentleşme ve gelişme yolunda hiç bir mesafe alınmaması moral bozucu. Ne yollarımız bitiyor, ne de hava alanımız çalışıyor . Havamız kirli. Sahiller çöp içinde. Turizm yok. Ekonomik olarak baktığımızda ise, şehir ithal kömürlü termik santrallere teslim edildi. Devlet başka hiçbir yatırımı desteklemiyor. bunu hak ediyoruz, çünkü kitlesel bir karşı duruş yok. Kadercilik var, egemen güce razı olma var. Yazık oluyor sevdiğim bu kente.”

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Zonguldak İl Kadın Kolları Başkanı ve Avukat Merve Kır:

“HAYATLARINA DOKUNACAĞIM ÇOK İNSAN VAR”

Öznur Güneş: Çocukluğunuzda ki bayram anınız?

Merve Kır: “Bayramdan önceki geceler heyecandan uyuyamazdım. En unutamadığım bayram anım ise;bir bayram annem, televizyonda beğendiğim bir elbiseyi bana bir gece önce sabaha karşı uğraşıp kendisi dikmişti. Ben ertesi gün kapı kapı gezip herkese elbisemi göstermiştim.”

Güneş: Çocukken olmak istediğiniz yerde misiniz?

Kır: “Aslında hem evet hem hayır.Şöyle evet; istediğim yerdeyim, istediğim ve sevdiğim mesleği yapıyorum. Kendimi çok şanslı hissettiğim, bir ailem ve kan bağım olmasa da kardeş diye nitelendirebileceğim bir çok dosta sahibim. Hayatta bir çok insanın parayla bile sahip olamayacağı, şeylere sahibim ve mutluyum. Ama daha yolun çok başındayım, yapacak çok işim var, gidilecek çok yolum var, hayatlarına dokunacağım çok insan var. Bunları düşünmek bile beni heyecanlandırıyor.”

Güneş: Yaptığınız işte zorlandığınız konular var mı?

Kır: “İnsanın sevdiği şeylerle uğraşması ona zor gelmez. Hem meslek hayatımda, hem de siyasi hayatımda karşılaştığım engelleri zorluk olarak adlandırmıyorum.Çözüm odaklı çalışıyorum, bu engellerin her birini basamak olarak görüyorum. Sevdiğim bir söz var; ‘Zor diye bir şey yoktur, imkansız ise zaman alır.”

Güneş: Zonguldak’ın en sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikleri nelerdir?

Kır: “Zonguldak benim için özel bir şehir, üniversite eğitimim bittikten sonra ciddi anlamda güzel teklifler ve iş imkanlarını reddederek memleketime dönmek istedim. Bu kararımdan hiç de pişman değilim. Zonguldak’ın bu doğal güzelliğini ve gri şehri renkli hale getiren insanlarını, kısacası her şeyini seviyorum.”

 

 

 
Haber :
Bu Haber 5314 defa okundu
 Paylaş
 
Anahtar Kelimeler :ZONGULDAK, kentin, kadın, yüzü,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 1 )

Sayfa : [1]
Kentin kadın yüzü…
yol arkadaşlarımdan biri olan berran aydan ve diğer arkadaşlarımı çok seviyorum,yıllarımız ayni amaç uğruna çabalamakla geçti.yılmadık,yılmayacağız.insanlarımız bizden vazgeçsede biz gelecekte yaşayacak çoçuklarımız,gençlerimiz için savaşacağız.gönlüne ,çabana sağlık berran aydan
Gön : Safiye Yazıcı  11 Temmuz 2016 : 11:53:57  

Sayfa : [1]
İlgili Haber
İYİ Parti KGD’yi ziyaret etti
Karadeniz Ereğli'nin basın dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Ali Suat ..
Anadolu Gençlik Derneği KGD’yi ziyaret etti
CHP Merkez İlçe Başkan ve yönetimi KGD'yi ziyaret etti
Erbakan Vakfı Teşkilat Başkanı KGD'yi ziyaret etti
Gazeteci Gürkay Gündoğan'ın babalık sevinci...
“Medya ve Geleceğe Bakış” Paneli yapıldı…
Ereğli Belediye Başkanı Uysal'dan KGD'ye ziyaret...
Köşe Yazıları
Merdiven altı Gazetecilik...
Çalışan-çalışmayan Gazeteciler Günü
Yaygın basındaki Zonguldak'lı Gazeteciler...
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Karaelmas Gazeteciler Derneği tarafından hatıra ormanı oluşturuldu.
İzlenme : 679
Diksiyon Kursu, sertifika töreni ile sona erdi...
İzlenme : 660
GAZETECİLER BİLGİLERİNİ PAYLAŞACAK
İzlenme : 517
KGD “Diksiyon Eğitimi” düzenledi
İzlenme : 513
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

Karaelmas Gazeteciler Derneği

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © Karaelmas Gazeteciler Derneği