Ana Sayfa
Tanıtım
Tüzük
İlkelerimiz
Dernek Yönetimi
İletişim
Mobil Bölüm
MEDYA MAGAZİN
MANGAL SOHBETLERİ
BASIN AÇIKLAMALARI
ETKİNLİKLER
MESLEKİ BİLGİLER
BİZDEN HABERLER
KÖŞE YAZILARI
 DİĞER
ANA SAYFA  / Köşe Yazıları

GAZETECİ


GAZETECİ

GAZETECİ

Arkadaşına Gönder Yazı boyutunu büyütmek için       
 19 Nisan 2016 11 : 47 

 GAZETECİ

Bayram Tomakin yazdı

Hakim olmaktan farklıdır.
Hakim, canlı bombayı serbest bırakabilir.
Elindeki delilleri görmezden gelip, adamına, cemaatine göre davranabilir.
Karşı durumdakiler mağdur olup biraz yıpranır.
Hayatları kayar bazen.
Ama o, ne de olsa hakimdir.
Savcı için de benzer şeyler yazılabilir.
Avukatlar “savunma hakkı kutsal” deyip…
Kendi öz kızına tecavüz edeni…
Askeri, polisi, kundaktaki bebeği katledeni…
Yeryüzünde ne kadar aşağılık suç varsa, onu işleyip tarihe geçeni savunabilirler.
Görevdir, onlar için…
Polisler, hakime savcıya gerek kalmadan insanları yargılayıp cezasını verebilirler.
Üzerine düştükleri bir insanı masum, ya da suçlu gösterebilirler.
Hatta “kütük”ten bile düşebilirler.
Müdafaa söz konusudur.
Sonuç “Vatan-Millet-Sakarya”dır.

 

* * * *


Doktorlar, insanların dertleriyle ilgilenmeyebilirler.
Hatta görevden yorgun-bitkin olup yanlış müdahale ile kendi vicdanlarında katil bile olabilirler.
Görevi kötüye kullanabilirler.
Daha babasının haberi olmadan anne karnındaki çocukların hayatlarına son verebilirler.
Onların tespit edilen suçlarını TCK bağlar.
Diğer meselelerle ilgili tüm soruların cevabıyla ilgili olarak “Hipokrat”a karşı sorumluluk sahibidirler.

 

* * * *


Öğretmenler, bir öğrenciye kafayı taktıkları zaman tüm eğitim hayatını bitirebilirler.
Onlar isteseler, bir memleketi bile bitirebilirler.
Öğrencilerini taciz edebilirler.
Hatta ailesini ikna edip evlenebilirler.
Bundan dolayı da takdir edilirler.

 

* * * *


İmamlar; ayetleri, hadisleri, istedikleri yere çekip yorum yapabilirler.
Din hizmetlerini yürüttükleri için aldıkları maaşa ilaveten hak etmedikleri halde cenazelerden, sünnetlerden, mevlitlerden ilave gelir temin ederler.
Bunun için de takdir edilirler.
Almazlarsa, eleştirilirler.
Daha başka işlere de girerler…

 

* * * *

 

Şoförler, Türkçenin bütün inceliklerini bilirler.
İnsanlara çaktırmadan yavaş yavaş geçirirler.
İyi laf ebesidirler.
Fırsatını buldukları zaman; genç kızlara, savunmasız sabilere tecavüz ederler.
Bilinip, yakalananlar hapse girerler.
Diğerleri inceden işlerine devam ederler.

 

* * * *

Esnaf, ucuzu-pahalıya satar.
Parasına, hileli yoldan para katar.
Sonra hak tecelli eder, batar.
Suçu “hayırsız evlat” deyip, çocuklarına atar.
Olmadı; dolandıranları sayar.

* * * *

Siyaseti-politikayı yazmaya gerek bile yok.
Köşemizi kirletmeyelim.
Daha çok meslek yazabiliriz.
Örnekler de verebiliriz.
Bunların hepsi yaşanmıştır.
Bireysel olaylardır.
Asla bir meslek grubuna mal edilemez.
Ne hakimlerimiz var bizim, “adalet”ten şaşmayan…
Ne savcılarımız, ne avukatlarımız var, inandığı haktan vazgeçmeyen…
Masumu koruyan, kollayan haklı bildiği için savunan…
Ne polislerimiz var, çocuklarının yüzünü görmeden milletin çocukları için yaşayan…
Ne doktorlarımız var bizim, hastanın ilaç parasını cebinden karşılayan…
Ne öğretmenlerimiz var bizim, kendi çocuğunu okutmaya para bulamazken, milletin çocuklarını ücretsiz okutan.
Ömrünü insanları kavuşturmaya adamış şoförlerimiz var.
Mutluluk taşır, kendi sevdiklerinin yüzünü günlerce görmeden.
Yanlışları genellemek çok büyük yanlıştır.
Zaten bu durum genelde de tutmaz.
Bir-iki meslekte tutar.
Siyasetçiler… Politikacılar…
Onlar kendilerini savunsunlar.

 

* * * *

 

Bizim konumuz gazetecilik…
Elin kalemi tuttuğu an suçlusun.
Tüm memleket masum…
Yazarsan “taraf” olursun.
Güzel yazarsan “yalak” olursun.
Yazmazsan “bertaraf” olursun.
“Yandaş-candaş” olursun.
Reklam-abone istesen “avantacı” olursun.
Başın derde girdiğinde yalnız kalırsın.
İyi de yazsan, kötü de yazsan, haklı da yazsan, yanlış da yapsan mutlaka cezanı bulursun.
Gazetecisin ya, meslektaşlarının yaptıkları hataların hepsinin etiketini taşırsın.
Karalama duvarı gibisindir.
Çok bilgi taşırsın, ama herkes istediği gibi karalar seni…
Duruma, ortama, işine gelene-gelmeyene göre bu etiketi sana yapıştırırlar.
Her şey olursun.
İnsan olamazsın.
Olursan, bu hataları yapamazsın.
Yaparsan, meslektaşlarını ve kendini kurtaramazsın.
Sonuç; gazeteci de insandır. Abone ve reklam isteyebilir... Şirketler, kurumlar böyle yaşar...
Taraf olabilir... Yanlış yazabilir... Hata yapabilir... İftira atabilir... Avanta isteyebilir…
Yanlıştır bunlar.
Suçu varsa, bedeli ödettirilir.
Yanlış olanı şu; bu durum tüm gazetecilere mal edilir.
İşte, haksızlık budur.

 

 
Haber :
Bu Haber 1040 defa okundu
 Paylaş
 
Anahtar Kelimeler :GAZETECİ,

YORUM EKLE
TAVSİYE ET

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

İlgili Haber
Köşe Yazıları
Merdiven altı Gazetecilik...
Çalışan-çalışmayan Gazeteciler Günü
Yaygın basındaki Zonguldak'lı Gazeteciler...
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Karaelmas Gazeteciler Derneği tarafından hatıra ormanı oluşturuldu.
İzlenme : 739
Diksiyon Kursu, sertifika töreni ile sona erdi...
İzlenme : 708
KGD “Diksiyon Eğitimi” düzenledi
İzlenme : 561
GAZETECİLER BİLGİLERİNİ PAYLAŞACAK
İzlenme : 554
Çok Okunanlar
BUGÜN BU HAFTA BU AY

Karaelmas Gazeteciler Derneği

 

 

Sosyal ağlarda bizi takip et
Copyright © Karaelmas Gazeteciler Derneği